24 Ocak 2013 Perşembe

UNUTMA BİZİ

Dağ gibi, karayağız birer delikanlıydık.Babamız,sırtında yük taşıyarak getirirdi aşımızı, ekmeğimizi. Arabalar şırıl şırıl ışıklarıyla caddelerden geçerken bizler bir mum ışığında bitirdik kitaplarımızı.Kendimiz gibi yaşayan binlerce yoksulun yüreğini yüreğimizde yaşayarak katıldık o büyük kavgaya.Ecelsiz öldürüldük. Dövüldük, vurulduk, asıldık.
Vurulduk ey halkım unutma bizi...
Yoksulluğun bükemediği bileklerimize çelik kelepçeler takıldı.İşkence hücrelerinde sabahladık kaç kez. İsteseydik, diplomalarımızı,mor binlikler getiren birer senet gibi kullanırdık. Mimardık, mühendistik, doktorduk, avukattık.Yazlık,kışlık katlarımız,arabalarımız olurdu.Yüreğimiz işçiyle birlikte attı.Yaşamımızın en güzel yıllarını birer taze çiçek gibi verdik topluma.Bizleri yok etmek istediler hep.
Öldürüldük ey halkım,unutma bizi...
Fidan gibi genç kızlardık.Hayat,şakırdayan bir şelale gibi akardı gözbebeklerimizden.Yirmi yaşında,yirmi bir yaşında, yirmi iki yaşında,işkencecilerin acımasız ellerine terk edildik.Direndik küçücük yüreğimizle,direndik genç kızlık gururumuzla.Tükürülesi suratlarına karşı bahar çiçekleri gibi. Utanmadılar insanlıklarından, utanmadılar erkekliklerinden.
Hücrelere atıldık ey halkım,unutma bizi...
Ölümcül hastaydık.Bağırsaklarımız düğümlenmişti.Hipokrat yemini etmiş doktor kimlikli işkencecilerin elinde öldürüldük acınmaksızın.Gelinliklerimizin ütüsü bozulmamıştı daha.Cezaevlerine kilitlenmiş kocalarımızın taptaze duygularına, birer mezar taşı gibi savrulduk.
Vicdan sustu.Hukuk sustu.İnsanlık sustu.Göz göre göre öldürüldük ey halkım,unutma bizi...
Kanserdik.Ölüm,her gün sinsi bir yılan gibi dolaşıyordu derilerimizde.Uydurma davalarla kapattılar hücrelere. Hastaydık.Yurtdışına gitseydik kurtulurduk belki.Bir buçuk yaşındaki kızlarımızı öksüz bırakmazdık. Önce, kolumuzu, omuz başından keserek,yurtseverlik borcumuzun diyeti olarak fırlattık önlerine.Sonra da,otuz iki yaşında bırakıp gittik bu dünyayı,ecelsiz...
Öldürüldük ey halkım,unutma bizi...
Giresun'daki yoksul köylüler,sizin için öldük.Ege'deki tütün işçileri,sizin için öldük.Doğu'daki topraksız köylüler,sizin için öldük.İstanbul'daki,Ankara'daki işçiler,sizin için öldük.Adana'da paramparça elleriyle ak  pamuk toplayan işçiler,sizin için öldük.
Vurulduk,asıldık,öldürüldük ey halkım,unutma bizi... 
Bağımsızlık,Mustafa Kemal'den armağandı bize.Emperyalizmin ahtapot kollarına teslim edilen ülkemizin bağımsızlığı için kan döktük sokaklara.Mezar taşlarımıza basa basa,devleti yönetenler,gizli emirlerle başlarımızı ezmek,kanlarımızı emmek istediler.Amerikan üsleri kaldırılsın dedik,sokak ortasında sorgusuz sualsiz vurdular.Yirmi iki yaşlarındaydık öldürüldüğümüzde ey halkım,unutma bizi...
Yabancı petrol şirketlerine karşı devletimizi savunduk;komünist dediler.Ülkemiz bağımsız değil dedik;kelepçe ile geldiler üstümüze.Kurtuluş Savaşı'nda emperyalizme karşı dalgalandırdığımız bayrağımızı daha da dik tutabilmekti tüm çabamız.Bir kez dinlemediler bizi,bir kez anlamak istemediler.
Vurulduk ey halkım,unutma bizi...
Henüz çocukluğumuzu bile yaşamamıştık.Bir kadın eline değmemişti ellerimiz.Bir sevgiliden mektup bile almamıştık daha.Bir gece sabaha karşı,pranga vurulmuş ellerimiz ve ayaklarımızla çıkarıldık idam sehpalarına. Herkes tanıktır ki korkmadık.İçimiz titremedi hiç.Mezar toprağı gibi taptaze,mezar taşı gibi dimdik boynumuzu uzattık yağlı kementlere.
Asıldık ey halkım,unutma bizi...
Bizi öldürenler,bizi asanlar,bizi sokak ortasında vuranlar,ağabeyimiz,babamız yaşlarındaydılar.Ya bu düzenin kirli çarklarına ortak olmuşlardı ya da susmuşlardı bütün olup bitenlere.Öfkelerini bir gün bile,karşısındakilere bağıramamış insanların gözleri önünde,öldürüldük.Hukuk adına,özgürlük adına,demokrasi adına,Batı uygarlığı adına, bizleri,bir şafak vakti ipe çektiler.
Korkmadan öldük ey halkım,unutma bizi...
Bir gün mezarlarımızda güller açacak ey halkım,unutma bizi...
Bir gün sesimiz,hepinizin kulaklarında yankılanacak ey halkım,unutma bizi... 
Özgürlüğe adanmış bir top çiçek gibiyiz şimdi,hep birlikteyiz ey halkım,
Unutma bizi,unutma bizi,unutma bizi...

23 Ocak 2013 Çarşamba

ZEYTİNYAĞLI YAPRAK SARMASI

Yaprak sarması tarifi
Zeytinyağlı yaprak sarması nasıl yapılır
Asma yaprağı sarması tarifi
      Zeytinyağlı yaprak sarması, el oyalayıcı, en uzun sürede yapılıp, en kısa sürede tüketilen ama hemen herkesin çok sevdiği bir yemektir herhalde, en azından benim için öyle :) Asma yaprağı olarak en güzeli; sultani üzümün ince, damarsız, taze yapraklarından kullanmak ama kışın taze yaprak bulamazsanız, yazdan salamura olarak basılmış yapraklardan da kullanabilirsiniz.Salamura yaprak kullanacaksanız genellikle  tuzlu olduğundan tuzu gidene kadar iyice yıkayıp, bir kaç defa suyunu değiştirmek gerekiyor.Ben dibinin tutmaması ve hafif bir ekşilik vermesi için, yaprakların ortasında damarlı kısımlar varsa bıçakla çıkartıp, saplarını da kopartarak tencerenin altına yayıyorum ve üzerine sardığım sarmaları diziyorum.Yaprak boyu olarak el ayası ölçüsünde ki yaprakları yada büyük yaprak ise ortadan ikiye keserek kullanıyorum.Bizim yemekli düğünlerimizde kadınlar imece usulü bir araya gelip, düğün boyunca yüzlerce kişinin yiyebileceği kadar çok sarmayı hemen hemen aynı ölçülerde yani serçe parmaktan büyük olmayacak şekilde sardıklarından, ben de eski alışkanlıklarla serçe parmağımı ölçü kabul edip :) olabildiğince küçük sarmaya çalışıyorum.
Malzemeler:
  • 2 su bardağı pirinç 
  • 3-4 adet kuru soğan 
  • 2 adet domates veya domates püresi
  • 1 çay bardağı zeytinyağı 
  • 1 adet limonun suyu
  • 1 tatlı kaşığı yeni bahar 
  • 1 yemek kaşığı nane 
  • 1 tatlı kaşığı karabiber 
  • Yarım demet maydanoz 
  • Yarım demet dereotu 
  • 1 yemek kaşığı tuz 
  • Yarım kilogram taze asma yaprağı
Yapılışı:
  • Taze asma yaprağı kullanılacaksa, geniş bir kapta yıkanır, süzülür.
  • Yaprakların üzerine sıcak su dökülüp rengi değişene kadar bekletilir.
  • Salamura yaprak kullanılacak ise, sıcak su içinde tuzunun gitmesi için bir kaç taşım kaynatılıp, suyu değiştirilerek yıkanıp bekletilir.
  • Pirinçler ayıklanıp, yıkanır, üzerini geçecek kadar kaynar suda bekletilir.
  • Kuru soğanlar ince ince yemeklik doğranır, pembeleşinceye kadar zeytinyağında kavrulur.
  • Zeytinyağında kavrulan kuru soğanlara, kabuğu soyulup rendelenmiş domatesler veya yazdan hazırlanmış domates püresi de eklenip, kavrulur.
  • Süzülen pirinçler de  eklenerek, karıştırılır.
  • Tuzu ve baharatları eklenir.
  • İnce ince kıyılmış maydanoz, dereotu da eklenerek karıştırılır.
  • Asma yaprakları tek tek alınıp, sap kısımları kopartılır.
  • Tencerenin dibine yayılan sapların üzerine büyükçe bir yaprak yayılır.
  • Saracağımız yapraklar parlak tarafı alta gelecek şekilde yayılıp, yaprağın büyüklüğüne göre üzerine en fazla bir tatlı kaşığı kadar iç malzemesi konulur.
  • Yaprağın önce iki yanı daha sonra üst kısmı iç malzemesine doğru katlanarak çok sıkı olmayacak şekilde hepsi sarılır.
  • Sarma işlemi bittikten sonra, tencerenin dibine yayılan asma yaprağının üzerine düzgün bir şekilde sarmalar dizilir.
  • Sarmalar dizildikten sonra üzerini bir iki parmak geçecek kadar sıcak su, zeytinyağı, bir limonun suyu ve tuz eklenir.
  • Sarmaların üzeri birkaç asma yaprağı ve dolma taşı ile kapatılarak suyunu çekene kadar önce harlı sonra kısık ateşte pişirilir.
  • Taze asma yaprağı kullanıyorsanız çok daha çabuk pişeceği için kontrol edilerek pişirilir.

17 Ocak 2013 Perşembe

ÇİKOLATALI DANTELLİ KEK

Çikolatalı kek tarifi
Dantelli kek nasıl yapılır
Çikolatalı dantelli kek tarifi
     Çikolata tadında, kremalı yumuşacık bu keki pişirdikten sonra üzerine koyacağınız plastik dantel bir örtünün deliklerinden geçecek şekilde pudra şekeri serperek, güzel görüntülü bir kek yapabilirsiniz.Pudra şekerini azar azar küçük bir süzgeç yardımı ile serperseniz, dantel motifinin daha düzgün çıkmasını sağlayabilirsiniz.
Malzemeler:
  • 4 adet yumurta 
  • 1,5 su bardağı toz şeker 
  • 200 ml süt kreması 
  • Yarım su bardağı zeytinyağı 
  • 1 su bardağı buğday nişastası 
  • 1,5 su bardağı un 
  • 80 gram bitter çikolata 
  • 1 paket kabartma tozu 
Üzerine:
  • Yarım çay bardağı pudra şekeri

Yapılışı:
  • Yumurtalara toz şeker eklenip, beyazlaşana kadar mikserle çırpılır.
  • Çikolata benmari usulü eritilip, süt kreması ile karıştırılır.
  • Zeytinyağı ile birlikte yumurtalı karışıma eklenir.
  • Un, buğday nişastası ve kabartma tozu da elenip, karıştırılır.
  • Çok az yağlanıp, unlanmış 20-25 santim çapında yuvarlak bir kek kalıbına dökülür.
  • Önceden ısıtılmış 180 derece fırında, yarım saat kadar kürdanla kontrol edilerek pişirilir.
  • Fırından çıktıktan sonra kek bir süre bekletilip, ılık haldeyken kalıptan çıkartılır.
  • Servis tabağına alınan kekin üzerine plastik dantel serilip, küçük bir süzgeç ile çok az pudra şekeri serpilir.

15 Ocak 2013 Salı

OTOBİYOGRAFİ

     Bu gün dünyanın en büyük şairlerinden Nazım Hikmet'in doğum günü. ''Seni dünya paylaşamıyor şiirlerin bin dilde, Seni senden okumak var ya seninle aynı dilde'' diyor ya İlhan Şeşen, ben de kendimizi böyle dünya çapında bir şairin dizelerini aynı dilden, aynı duygularla okuduğumuz için çok şanslı sayıyorum.Aslında,ben doğum günü 20 Kasım diye biliyorum ama sanıyorum resmi evraklarda ki tarih 15 Ocak olunca bu gün doğum günü olarak kutlanıyor. Kendini en iyi kendisinin anlattığı 1961 yılında Doğu Berlin'de yazdığı OTOBİYOGRAFİ şiiri,

1902 'de doğdum
doğduğum şehre dönmedim bir daha
geriye dönmeyi sevmem
üç yaşımda Halep'te paşa torunluğu ettim.
on dokuzumda Moskova'da komünist üniversite öğrenciliği
kırk dokuzumda yine Moskova'da Tseka-Parti konukluğu
ve on dördümden beri şairlik ederim.
Kimi insan otların,kimi insan balıkların çeşidini bilir
                                                     ben ayrılıkların
Kimi insan ezbere sayar yıldızların adını
                                     ben hasretlerin
hapislerde de yattım,büyük otellerde de
açlık çektim açlık grevi de içinde ve tatmadığım yemek yok gibidir
otuzumda asılmamı istediler
kırk sekizimde Barış madalyasının bana verilmesini
                                                            verdiler de
otuz altımda yarım yılda geçtim dört metrekare betonu
elli dokuzumda on sekiz saatte uçtum Pırağ'dan Havana'ya
Lenin'i görmedim nöbet tuttum tabutunun başında 924'de
961'de ziyaret ettiğim anıtkabri kitaplarıdır
partimden koparmaya yeltendiler beni
                                            sökmedi
yıkılan putların altında da ezilmedim.
951'de bir denizde genç bir arkadaşla yürüdüm üstüne ölümün
52'de çatlak bir yürekle dört ay sırtüstü bekledim ölümü
sevdiğim kadınları deli gibi kıskandım
şu kadarcık haset etmedim Şarlo'ya bile
aldattım kadınlarımı
konuşmadım arkasından dostlarımın
içtim ama akşamcı olmadım
hep alnımın teriyle çıkardım ekmek paramı ne mutlu bana
başkasının hesabına utandım yalan söyledim
yalan söyledim başkasını üzmemek için
                          ama durup dururken de yalan söyledim
bindim tirene uçağa otomobile
çoğunluk binemiyor
operaya gittim
çoğunluk gidemiyor adını bile duymamış operanın
çoğunluğun gittiği kimi yerlere de ben gitmedim 21'den beri
camiye kiliseye tapınağa havraya büyücüye
ama kahve falıma baktırdığım oldu
yazılarım otuz kırk dilde basılır
       Türkiye'mde Türkçemle yasak
Kansere yakalanmadım daha
yakalanmam da şart değil
başbakan filan olacağım yok
meraklısı da değilim bu işin
bir de harbe girmedim
sığınaklara da inmedim gece yarıları
yollara da düşmedim pike yapan uçakların altında
ama sevdalandım altmışıma yakın
sözün kısası yoldaşlar
bu gün Berlin'de kederden gebermekte olsam da
                                 insanca yaşadım diyebilirim
ve daha ne kadar yaşarım
                           başımdan neler geçer daha
                                                             kim bilir.

ŞEVKET-İ BOSTAN SALATASI

Şevket-i bostan salatası tarifi
Şevket-i bostan salatası nasıl yapılır
     Ege pazarlarında bu mevsimde satılmaya başlanan şevket-i bostanın dikenli kökünü bıçakla kazıyıp, topraktan çıkarması ve sonrasında temizleme aşamalarının zorluğu yüzünden, diğer otlara göre fiyatı biraz yüksek olsa da her zaman alıcı bulunuyor.Şevket-i bostanın genellikle kuzu eti ile yemeği yapılır ama bizim et ile aramız olmayınca salatasını veya pirinçli yemeğini yapıyorum.Beyaz kök kısmı biraz sert olunca pişmesi de uzun sürdüğünden kök kısımlarını yumuşayana kadar pişirip, yeşil kısımlarını daha sonra ekleyerek pişiriyorum.
Malzemeler:
  • 500 gram şevket-i bostan 
  • 1 adet limonun suyu 
  • Yarım çay bardağı zeytinyağı 
  • 1 tatlı kaşığı tuz 
Yapılışı:
  • Taze uçları, yeşil kısımları kesilir.
  • Ayıklandıktan sonra akan bol su altında iyice yıkanır.
  • Derin bir tencerede, bol kaynar su içinde beyaz kök kısımları yumuşayıncaya kadar pişirilir.
  • Beyaz kök kısımları piştikten sonra, yeşil kısımları da eklenip pişirilir.
  • Piştikten sonra suyu süzülen şevket-i bostanlar servis tabağına alınır.
  • Üzerine limon suyu, zeytinyağı ve tuz çırpılarak yapılan sos gezdirilir.
  • İstenirse, bir iki diş sarımsak da eklenebilir.
  • Ilık olarak servis edilir.

14 Ocak 2013 Pazartesi

ÜÇ RENKLİ BÖREK

Üç renkli börek tarifi
Patatesli ıspanaklı havuçlu börek nasıl yapılır
Vegan börek tarifi
Hazır yufka börekleri
     İç malzemelerinin hazırlanma süresi biraz zaman alsa da sonuçta gerçekten hem sunumu güzel, hem de besleyici değeri yüksek olan bu sebzeli böreği patatese, ıspanağa ve havuca ayrı ayrı peynir veya lor ekleyerek yapardım ama vegan bir börek olmasını istediğim için sadece sebzelerden bir iç malzemesi hazırlayarak yaptım, bu hali ile de güzel oldu.Eğer siz isterseniz peynir ekleyebilirsiniz.
Malzemeler:
  • 3 adet yufka 
  • 5 orta boy patates 
  • 1 tatlı kaşığı kırmızı pul biber 
  • Yarım demet dereotu
  • 4 adet havuç 
  • Yarım demet maydanoz 
  • 1 tatlı kaşığı karabiber 
  • 1 bağ ıspanak 
  • 1 adet kuru soğan 
  • 1 çay bardağı zeytinyağı 
  • Tuz 
Yapılışı:
  • Ispanaklar ayıklanıp, yıkanıp, ince ince kıyılır.
  • Kuru soğan küp küp doğranıp, çok az yağ ile kavrulur.
  • İnce kıyılmış ıspanaklar da eklenip, pişirilir, soğumaya bırakılır.
  • Patatesler soyulup, rendelenir.
  • Başka bir tavada çok az yağ ile tuz ve kırmızı pul biber eklenerek pişirilir.
  • İnce kıyılmış dereotu eklenip, soğumaya bırakılır.
  • Havuçlar soyulup, rendelenir.
  • Başka bir tavada çok az yağ ile tuz ve karabiber eklenerek pişirilir.
  • İnce kıyılmış maydanoz eklenip, soğumaya bırakılır.
  • Yufkalardan biri tezgaha yayılıp, üzerine ıspanaklı karışım yayılır.
  • İkinci yufkanın üzerine patatesli karışım yayılır.
  • En üste üçüncü yufka yayılıp, üzerine havuçlu karışım yayılır.
  • Yufkaların üçü birlikte iç malzemesiyle rulo yapılıp, sarılır.
  • Rulo iki parmak kalınlığında kesilip, yağlı kağıt serilmiş fırın tepsisine yan çevrilerek dizilir.
  • Önceden ısıtılmış, 180 derece fırında üzeri kızarana kadar pişirilir.
  • Sıcak servis edilir.

12 Ocak 2013 Cumartesi

KİNOALI ( QUINOA) MAYDANOZ SALATASI

Kinoalı maydanoz salatası tarifi
Kinoalı maydanoz salatası nasıl yapılır
Kinoalı ( Quınoa ) tarifler 

     Birleşmiş Milletler, protein, kalsiyum ve A, B, C, D, E, K vitaminlerini kapsayan kinoanın; dünyada ki açlık sorununa çözüm olabileceğini düşünerek bu yılı '' Dünya Kinoa Yılı '' ilan etmiş...Kinoanın içindeki enzimlerin harekete geçmesi için ve doğal olarak saponin denen bir madde ile kaplı olduğundan pişirmeden önce suyun içinde iki saat bekletip, sonrasında da iyice yıkayarak pişirmek gerekiyormuş.Özellikle vegan beslenenler için, çok önemli besin değerlerini bünyesinde barındıran bu tahılı oğlumun vegan arkadaşları yurt dışından getirdi. Kinoa bizim mutfaklarımıza yeni girmiş olsa da, Orta Amerika'da halen en çok kullanılan tahıllar arasındaymış, siz de pek çok faydası olan bu tahılı pirinç ve bulgurla yaptığımız tariflere uyarlayabilirsiniz.
Malzemeler:
  • 1 su bardağı kinoa 
  • 1 demet maydanoz 
  • Yarım çay bardağı zeytinyağı 
  • 1 adet limonun suyu 
  • 1 çay kaşığı kırmızı pul biber 
  • 1 çay kaşığı kuru nane 
  • Tuz 
Yapılışı: 
  • Kinoa süzgeç içine konulup, su dolu bir kasenin içine oturtulur.
  • İki saat bekletilip, sonrasında bolca su ile yıkanıp,süzülür.
  • Tencereye konulup, üzerine 1,5 su bardağı soğuk su eklenir.
  • Tencerede yaklaşık 15 dakika, kısık ateşte suyunu çekene kadar pişirilir.
  • Piştikten sonra zeytinyağı ve baharatlar eklenip, karıştırılır.
  • Maydanoz ince ince kıyılıp, servis edileceği zaman eklenir.

10 Ocak 2013 Perşembe

KESTANELİ TRUFF

Truff tarifi
Kestaneli truff tarifi
Kestaneli truff nasıl yapılır
     Kestaneli truffu, kestane tadı daha baskın olsun diye sadece kestane, çikolata ve kremayı karıştırarak yaptım. Evde kalan kek parçalarını, istediğiniz kuru yemişleri ve hatta likör de ekleyebilirsiniz.Yapıp hazırladıktan sonra ister bayramlarda ikramlık olarak, isterseniz benim gibi sadece kahve keyfinize eşlik etsin diye kendiniz için yapabilirsiniz. Kestanelerin kabukları çıkartılınca, miktarının azalacağını düşünerek altı yüz gram kestane  kullandım. Aslında malzeme miktarını damak zevkinize göre ve yuvarlanıp şekil verilecek kıvamı alana kadar değiştirebilirsiniz.
Malzemeler:
  • 500 gram kestane (temizlenmiş) 
  • 200 ml süt kreması 
  • 160 gram (80 gramlık 2 adet) bitter çikolata 
  • 2-3 yemek kaşığı kakao 
Yapılışı:
  • Kestaneler yıkanıp, kolay soyulmaları için kaynar su dolu bir kabın içinde yarım saat kadar bekletilir.
  • Suyu süzüldükten sonra kabukları bıçak ile soyulur.
  • Kahverengi iç kabuklarının da kolay soyulması için, biraz daha kaynar su da bekletilip, temizlenir.
  • Kestaneler robotta parçalanarak çukur bir kaba alınır.
  • Krema sos kabına boşaltılıp, kısık ateşte kaynatmadan ısıtılır.
  • Parçalanan çikolata da kremaya eklenip, tamamen eriyene kadar karıştırılır.
  • Kestane püresi de eklenip, hepsi birlikte karıştırılarak buzdolabına konulup, dondurulur.
  • Donduktan sonra birer tatlı kaşığı ile alınan parçalar elde yuvarlanarak her tarafı kakaoya bulanır.
  • Buzdolabına tekrar konulup, servis edilir.

8 Ocak 2013 Salı

YILBAŞI ÇİÇEĞİ VE TEŞEKKÜRLER...

     Annem çiçekleri çok severdi; her zaman, her şartta, her gittiği yerde bir sürü çiçeği vardı.Dilerim, hep çiçekler içindedir.Ondan geriye kalan sardunyaları, begonyaları, mercanı, ıtırı ve yılbaşı çiçeğini onun anısına halen yaşatmaya çalışıyorum, onun kadar başarılı olamasam da.Annemin yılbaşı çiçeği de yeni yılın geldiğini bildi ve çiçeklerini açmaya başladı.Kıpkırmızı açmış bu  güzel çiçek insanın canını bu kadar acıtır mı, acıtır.Hayat ne garip, bazen bir çiçek kadar bile ömrü yok insanların.Çok uzun zamandır yurt dışında yaşadıkları için görüşemediğimiz, zamanında güzel günler geçirdiğimiz bir arkadaşımızı dün kaybettiğimizi öğrenince çok üzüldüm, çok gençti, çok sevilen bir eşti, güzel kardeşlerine sahip çıkan bir ablaydı ve en sonunda bir anneydi.Biz onu çok sevmiştik.O, Ege'den gelen, evinin duvarlarını eşine sevgisini yazdığı kartonlarla süsleyen yeni gelindi.Mürşide, gurbet günlerimde benim sayılı Ege'li hemşehrilerimden biriydi, keşke böyle olmasaydı. Mekanın cennet olsun.
     Yeni yıl öncesi blog arkadaşlarımızla aramızda yılbaşı hediyeleşme etkinliği düzenlenmişti.Bu arada o  kadar yoğun günler geçirdik ki, geçirdiğimiz o güzel günü paylaşamadım.Çok uzun yıllardır bu kadar çok kadının bir arada olduğu, bu kadar samimi bir ortamda bulunmamıştım desem yalan olmaz herhalde.Bu organizasyonun bu kadar kusursuz ve samimi olması için günler öncesinden emek harcayan Figen ve İsmet'e...Yeni açtığı Cocolade adlı rengarenk mekanında en ince ayrıntısına kadar özendiği bir organizasyon ile birbirinden güzel ikramları ile bizi ağırlayan Burcu'ya ve ekibine çok teşekkürler.
     Benim yeni yıl hediyemi Kalbegidenyol bloğunu yazan Sibel arkadaşım almış, son toplantılarda hep yan yana oturmamıza rağmen sır gibi saklamış.Gerçekten çok beğendiğim, çok zevkli, severek ve her kullandığımda onu hatırlayacağım bir hediye almış, tekrar teşekkürler Sibel'ciğim.
     Begonya 35 bloğunu yazan Leyla arkadaşımın düzenlediği Sevgi Ağacına Bir Yaprak da Sen Olur musun Etkinliğine katılmıştım, yapılan çekilişte ben kazanmışım.Aslında hiç bir beklentim yoktu, sadece kadın sorunları ile ilgili yapraklar da olmalı diye düşünerek, dört parça yaprak ile katılmıştım.Leyla hanım, incelik gösterip hediyeler hazırlamış, bu sayede benim de çift hediye aldığım bir gün oldu. Çok teşekkür ederim.
     Bu yılın en son hediyesini senden aldığım için son teşekkürüm de sana Özlemaki'ciğim,yapılış aşamaları sırasında harcadığın emeği  bloğundan izlediğim lakerda ile yeni yıl soframıza değişik bir tat kattın.Sen mutlaka kırmızı soğan ile yenilmeli demiştin ama o saatte kırmızı soğan bulamayınca kırmızı biberle soğanı kırmızı yapmaya çalıştık :) Lakerdayı yaparken biliyor muydun bilmem ama kimsenin kısmetini kimse yiyemezmiş, o lakerda da bize kısmetmiş.Eline sağlık, çok teşekkürler.

3 Ocak 2013 Perşembe

YENİ YIL KURABİYELERİ

Yeni yıl kurabiyesi tarifi
Yeni yıl kurabiyesi nasıl yapılır
Şeker hamurlu yeni yıl kurabiyesi tarifi
     Bu sene de, yeni yıl için yaptığım kurabiyeler, süslediğimiz yılbaşı çamı üzerinde yerlerini aldılar.Geçen yıla nerede ise bir macera filmi tadında ve hızında girmiştik, belki de bu sebeple yıl nasıl geçti anlayamadım.Buna rağmen, bu seneden umutlarımız var, umarım bu sene herkesin mutlulukla, sağlıkla, huzurla geçireceği bir yıl olur. Kıyamet de kopmadığına göre, küçük kıyametler yaratmaktan vazgeçip, barış içinde yaşanan, hep bir ağızdan türkülerin söylenebildiği, Yarin yanağından gayrı her şeyin paylaşılabildiği bir ülke de umarım yaşayabiliriz. 
    
Ve dünya öyle büyük,
      öyle güzel
             öyle sonsuz ki deniz kıyıları...
her gece hepimiz
yan yana uzanıp yaldızlı kumlara
      yıldızlı suların
              türküsünü dinleyebiliriz
Yaşamak ne güzel şey
              TARANTA-BABU
                                  yaşamak ne güzel şey...
Anlayarak bir usta kitap gibi
       bir sevda şarkısı gibi duyup
            bir çocuk gibi şaşarak
                                 YAŞAMAK...
Yaşamak;
        birer birer ve hep beraber
                ipekli bir kumaş dokur gibi...
Hep bir ağızdan
        sevinçli bir destan
                         okur gibi
                                 YAŞAMAK...
                                                 
                                                  Nazım Hikmet



Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...